BEYPAZARI BOSTANCILAR ODASI STANDINA BAKAN’DAN ZİYARET

Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenen 2. Türkiye Kooperatifler Fuarı’nın açılışı törenle gerçekleşti.

 

Bugün fuarın açılışını, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci yaptı.Gümrük ve Ticaret Bakanlığı öncülüğünde düzenlenen 2. Türkiye Kooperatifler Fuarı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara Kalkınma Ajansı ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliği iş birliğiyle 7-10 Aralık’ta Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre Merkezi’nde düzenleniyor.

 

BEYPAZARI BOSTANCILARI ÜRETİM ve PAZARLAMA KOOPERATİFİ’de FUARA KATILDI

 

Bakan Tüfenkci Beypazarı Standını ziyaret ederek Bostancılar Odası Başkanı Ahmet Gencer’den bilgi aldı.

Gencer; ”Sayın Bakanımız Bülent Tüfenkci havuç suyunun tadını çok beğendi, raf ömrünü artırmak için destek sözü verdi. En kısa zamanda Beypazarı’nı ve Bostancılar Kooperatifini ziyarete gelmeyi istediklerini belirttiler. ‘Türkiye Kooperatifler Fuarında Beypazarı’mızı ve yöresel ürünlerimizi tanıtmaya devam ediyoruz.” diyerek 10 Aralık’a kadar devam edecek olan fuara Ankara’da yaşayan hemşehrilerimizi de davet etti.

 

Esnaf ve çiftçilerden girişimci ve üreticilere kadar geniş bir kesimin bilinçlendirilmesine ve ortak iş yapabilme kültürünün artırılarak kooperatiflerin tüm vatandaşlara ulaşmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

 

*Fuar kapsamında, Ankara Büyükşehir Belediyesinin sağladığı imkanlarla 4 gün boyunca saat 08.00 ve 13.00’te Kızılay metro durağından ATO Congresium’a, saat 20.00’de ATO Congresium’dan Kızılay metro durağına otobüs seferi düzenleniyor.

 

BESTE YAPAN İNŞAAT İŞÇİSİNİN HAYAT HİKAYESİ YÜREK BURKTU

Bitlis’ten 18 yıl önce maddi sıkıntılar nedeniyle Beypazarı’na gelen Osman Çınar, annesi ve 5 erkek kardeşi ile birlikte göç etti. 36 yaşındaki 3 çocuk babası Çınar, okuma ve yazma bilmediği için hayatın zorluklarını yaşıyor. Geçimini inşaatta çalışarak sağlayan Çınar, molalar da ise aklına gelen şarkı sözlerini ses kaydına alıp daha sonra besteye dönüştürüyor. Babasının maddi sıkıntıları nedeniyle Çınar ve kardeşleri, okula gidememelerinden dolayı okuma ve yazma öğrenemedi.

 

“OKUMA VE YAZMA BİLMEDİĞİMDEN DOLAYI HAYATI YARIM YAŞADIM”

 

Okuma ve yazma bilmediğinden dolayı hayatı yarım yaşadığını ifade eden Çınar, şunları kaydetti:

 

“Okumak yazmak için sürekli mücadele ediyorum. Bilgisayar ve telefon sayesinde biraz olsun kendimi geliştirdim. Harfleri tanımaya başladım. 3 tane çocuğum var okula gidiyorlar. Onlarla beraber yazmak ve okumak için derslerine bakıp çalışıyorum. Benim yaşadığım sıkıntıları yaşamamaları için onları okutacağım. Çocuklarım, vatana ve millete hayırlı olsunlar. Hiç yarım kalmasınlar benim gibi o duyguyu hiç yaşamasınlar.”

 

“HİÇ ÖĞRETMENİM OLMADI”

 

Hiç öğretmeninin olmadığını söyleyen Çınar, “Okula gidemediğimden dolayı tebeşir tozu yutmadım. Çok güzel insanlarla tanıştım. Kendimizi onların yaşam tarzına bakarak geliştirmeye çalıştıklarını “söyledi.

 

Okuma ve yazma bilmediği için aklına gelen şarkı sözlerini ses kayıt cihazı veya telefona kaydettiğini anlatan Çınar, “Yazıp okuyamadığım için sıkıntı çekiyorum. Bir tarafım yarım bu yüzden. Şarkı sözlerini aklıma geliyor ama onları yazamıyorum. Şarkı sözlerini ses kayıt cihazı veya telefon sayesinde kaydediyorum” dedi.

 

Okuma ve yazma bildiğinden dolayı şarkı sözlerini notere onaylatmak için yanında şahitler götürdüğünü anlatan Çınar, şunları kaydetti: “Kaydettiğim şarkı sözlerini noter onaylatmak için gittiğimde görevliler bana okutmaya çalışıyor. Okuyamadığım için bu sefer şahit istiyor. Şahitler huzurunda yazdığım sözler noter tarafından onaylanıyor. 30 tane şarkı bestem var. Daha çoğunlukla arabesk türde söz yazıyorum ve besteliyorum.”

 

Okuma ve yazma bilmediğinden dolayı ilginç olaylarda başına gelen Çınar, “Ankara’da sahneye çıktım. Bir beyefendi ile hanımefendi masa da oturuyor. Kağıda bir şey yazarak garson tarafından bana gönderdiler. Ben kağıdı açıp baktım ve anlamadığım için kafa selamı verdim. Birkaç defa daha gönderdiler. Ben yine onlara kafa selamı verdim. Benim için konfeti falan patlattılar. Bende artık garson arkadaşı çağırıp kağıtta ne yazdığını sordum. Garson arkadaşta şarkı isteği olduğunu söyledi.

 

Ben istedikleri şarkıyı söyleyemediğim için masadakiler bana sinir oldu. Sonra masaya gidip özür diledim. Okuma yazama bilmediğimi anlattım. Okuma yazama bilmemenin kötü tarafını yaşadım. Kendini ifade edemiyorsun.”

 

 

(Kamera: Cem Geçim – Haber: Ömer Çetin – Kaya Güneş/İHA – Fotoğraflar: Seyit Çakır)

 

CUMHURİYET BAYRAMI İLÇEMİZDE TÖRENLE KUTLANDI

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 94. kuruluş yıl dönümü ilçemizde düzenlenen törenle kutlandı.

 

Hava Muhalefeti nedeniyle Beypazarı Kapalı spor salonunda düzenlenen törene Beypazarı İlçe Kaymakamı Kadir Ekinci, Belediye Başkanı Tuncer Kaplan, Cumhuriyet Başsavcısı Alp Giray Yapar, Garnizon Komutanı Aydın Yürek, Jandarma Komutanı Üsteğmen Nurullah Erdoğan, Emniyet Müdürü Hüseyin Koca, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Tümür, daire amirleri ile öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

 

Beypazarı Kaymakamı Ekinci, Belediye Başkanı ve Garnizon Komutanı Aydın Yürek, öğrencilerin ve vatandaşların bayramını kutladı.

 

İlçe Kaymakamı Kadir Ekinci, yaptığı konuşmada, Cumhuriyetin 94. yıl dönümünü millet olarak, birlik ve beraberlik içinde coşkuyla kutlamanın haklı gururunu ve sevincini yaşadıklarını belirterek, demokratik cumhuriyetin aynı zamanda kişi hak ve özgürlüklerinin, hukuk üstünlüğü olduğunu kaydetti.

 

İlçe Kaymakamı Kadir Ekinci’nin günün anlam ve önemini belirten konuşmaların ardından, çeşitli okulların halk oyunları ekipleri gösterilerde bulunurken, öğrencilerde çeşitli şiirler okudu.

KAYMAKAM EKİNCİ AŞURE GÜNÜ ETKİNLİĞİNE KATILDI

Anadolu İmam Hatip Lisesinde Aşure Günü etkinliği düzenlendi.

 

Okul bahçesinde düzenlenen Aşure Günü etkinliğine, Beypazarı Kaymakamı Kadir EKİNCİ, Kaymakam Refiki Ahmet KAVANOZ, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet TEMUR, İlçe Müftüsü Abdulmuttalip PESE, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

 

Açılış konuşmasında bulunan Okul Müdürü Ali DEĞİRMENCİOĞLU Bilindiği üzere dinimizde Recep, Şaban ve Ramazan aylarından sonraki en faziletli ay Muharrem ayıdır. Muharrem ayının da en faziletli günü, 10. gün olan, aşure günüdür.

 

Bu anlamlı günde teşriflerinizle bizleri onurlandırdığınız, bu güzel geleneğimizi yaşatmamızda bizlere eşlik ettiğiniz için hepinize şükranlarımızı sunarız.

 

Meslek Dersleri öğretmeni Ufuk Dağlıoğlu’da Muharrem ayının önemini anlatan konuşmasının ardından öğrenciler tarafından dua edildi.Etkinlik öğrencilere ve katılımcılara aşure ikram edilerek son buldu.

 

AHMET YILDIRIM YAZDI; PERŞEMBENİN GELİŞİ

Barzani, hiç kimseyi, kimseleri dinlemeyip referandumu
yaptı. Şaşırdık mı? Hayır! Bunun böyle olacağı belliydi.
Öncelikle, öteden beri, ya da Atatürk’ten sonra
uygulanan günübirlik, hiç değilse elli yıl / yüz yıl
sonrasını hedeflemeyen dış politikalar buna neden
oldu.

Evet, bunun böyle olacağı belliydi. Ne güzel söylemiş
atalarımız, “Perşembenin gelişi, çarşambadan bellidir.”
diye. Aynen hikâyedeki gibi:

Küçücük evinde, yalnız yaşayan bir ihtiyarcık varmış. İhtiyar, her yıl kışa hazırlıksız yakalanır, hem yakacaksız hem de aç kalırmış. Bir gün Kış Baba’ya:
“Gelecek yıl, gelmeden bana haber ver de hazırlık yapayım,” demiş.
İlkbahar, yaz geçmiş. Sonbahar gelmiş. Ağaçlar yapraklarını dökmüş, göçmen kuşlar sıcak ülkelere
gitmiş, yağmurlar çoğalmış, soğuk rüzgârlar esmiş. Ama ihtiyar oralı olmamış. Kışa hazırlanmadan,
“Nerde çalgı, orda kavgı.”[1] yaşamına devam etmiş.
İlk kar uzak dağlara yağmış. Rüzgâr daha soğuk esmiş. İhtiyar, yine aldırmamış. Bir gün bakmış ki, karkapıda! Evinin penceresine kadar yükselen karlara seslenmiş:
“Kış Baba! Hani gelmeden önce haber verecektin?”
Kış Baba,
“Yağmur olup yağdım, rüzgâr olup soğuk soğuk estim, göçmen kuşları sıcak ülkelere uğurladım. Sonra dakar olup dağlara yağdım. Daha sana nasıl haber vereyim?” demiş.
Şimdi, kısaca yakın geçmişimize bakalım, yaşananlar, yukarıdaki hikâyeyle nasıl da örtüşüyor:
1991 yılında, görünüşte sivilleri Saddam’dan korumak için kurulan; ama asıl işlevi Kuzey Irak’ta yeni birdevletin oluşumuna katkı ve PKK’ya destek sağlamak olan Çekiç Güç’e karşı çıkmamamız. Karşı çıkmak
şöyle dursun, kendi ayağımıza kurşun sıkarcasına, oluşumun içinde yer almamız.
5 Mart 2003’te, Barzani’nin Washington Post’a, Irak Kürdistan’ını Türkiye’den koruyun ilanı vermesi.
Barzani’nin babası, Molla Mustafa Barzani’nin, ta 1966’da “Kürdistan haritasını dünya milletlerine kabul
ettireceğiz. Irak’tan sonra ikinci mücadele cephemiz Türkiye olacaktır.” demesi.
[1] Nerde çalgı, orda kavgı: Beypazarı ağzında, eğlenceden başka bir şey düşünmeme, gününü gün
etme.

Türkiye’nin, “Türk askeri Irak’a girerse karşısında Amerikan askerini bulur.” diye tehdit edilmesi. Dahası,
Iraklı Kürtlerin kendi bayrakları ve paraları var. Kürtlerle iyi geçinmek Türkiye’nin stratejik çıkarınadır,denilmesi.[2]

Saddam’ın devrilmesinden sonra, Kerkük tapu kayıtlarının yakılması ve nüfus yapısının Kürt göçleriyle değiştirilmesi… Bir zamanlar %70’i bulan Türkmen nüfusunun, şimdilerde %30 olduğu söyleniyor.

4 Temmuz 2003 günü, Süleymaniye’de Türk Özel Kuvvetleri bürosuna yapılan baskınla, askerlerimizin başına çuval geçirilerek esir alınması ve bizim bu menfur olaya, “Ne notası, müzik notası mı?” anlayışıyla yaklaşmamız. Üstelik daha sonra da Mehmetçiğin başına çuval geçiren küstah ABD’li General Odierno’nun hiçbir şey olmamış gibi Türkiye’ye kabul edilip ağırlanması.

Barzani’nin gerek Amerika, gerekse Türkiye tarafından defalarca Kürdistan Hükümet Başkanı muamelesi görmesi. Dahası, bir kongrede, “Türkiye seninle gurur duyuyor!” nidalarıyla alkışlanması.

Yine küstah Barzani’nin, yollarına kırmızı halılar serilerek karşılanması ve Diyarbakır Meydanı’nın sevinç gözyaşları eşliğinde, megri megri çığlıklarıyla inletilmesi…

Türkiye’nin Kuzey Irak’a yaptığı yardımlar… Binden fazla Türk şirketinin Kuzey Irak’ı kalkındırarak ihya etmesi…

Bütün bunlar, Kuzey Irak’ta yeni bir devletin kurulmakta olduğunu, referandumun yapılacağını gözümüze sokarcasına bize anlatmadı mı?

Heyhat, Kuzey Irak deyince Kerkük gelir benim aklıma, Kerkük denilince de yüreğimi yakıp kavuran şu dizeler:

Kerkük’üm fener Kerkük,

Mum kimin yanar Kerkük,

Yağ yandı fitil kaldı,

Korkaram söner Kerkük!

Şimdi ne olacak?

Mesele, Türkiye’nin toprak bütünlüğüdür.

Sözü edilen bütün yaptırımlar uygulansın ama yetmez.

Yetmez!

Şimdi yapılması gereken, “Bir Gece Ansızın Gelebilirim” sözünün yerine getirilmesidir.

 

BEYPAZARLI FOTOĞRAF SANATÇISINDAN ULUSLARARASI BAŞARI

BEYPAZARI’LI FOTOĞRAF SANATÇISI YALÇIN OKYAY ÇEKTİĞİ POZ İLE ULUSLARARASI SANAT FOTOĞRAFI BİRİNCİSİ OLDU

 

Uluslararası binlerce sanat fotoğrafçısının katılım sağladığı bir yarışmada Beypazarı’nda çektiği DÜŞÜNEN YAŞLI ADAM pozu ile Yalçın Okyay birincilik ödülüne layık görüldü. Bu yarışma, uluslararası sanat fotoğrafçıları tarafından, hiçbir lobi faaliyeti olmaksızın tamamen yine ödüllü sanat fotoğrafçıları tarafından değerlendirip oylanıyor.

 

 

Bu fotoğrafta, yaşlı adam evinin önünde oturuyor. Sigarasını yakmış, muhtemelen geçmişi düşünüyor, ya da geleceğini hayal ediyor. Bildiğimiz tek şey var, o da düşünürken keyif aldığı. Buradaki renkler duygusuna güç kazandırıyor.

 

 

Beypazarı’lı fotoğraf sanatçısı Yalçın Okyay’ın gerek uluslararası ve gerekse yurt içi birçok birincilikleri var. Aynı zaman da Okyay düğün fotoğrafçılığında aranan isimlerden ve fotoğraf kulüplerinin üyelerini Beypazarı gezilerinde ağırlayan ve rehberlik eden biri.

 

Yarışmada dereceye giren fotoğraflara https://www.photocrowd.com/photo-competitions/people-72-people-photo-contest-1904/overview/ linkinden ulaşabilirsiniz.

EKİNCİ NAMIK KEMAL ORTAOKULU TÜBİTAK BİLİM FUARINI GEZDİ

Namık Kemal Ortaokulu TUBİTAK destekli Bilim Fuarı İlçe Kaymakamı Kadir EKİNCİ tarafından açıldı.

 

İlçe Kaymakamımız fuar alanını gezmesinin ardından şunları söyledi ; “Fuarlar öncelikli olarak ilçemize hayırlı olsun. Fuarlarda gördük ki, çocuklarımız gerçekten fırsat verildiğinde olağanüstü imkanlarla çok güzel şeyler yaratabiliyorlar. Dolayısıyla çocuklara bu tür fırsatların verilmesi onların içindeki cevheri de ortaya çıkarması açısından ne kadar önemli olduğunu, çocukların yapmış olduğu eserleri görerek, farkına varmış olduk . Bu anlamda Öğrencilere desteklerini esirgemeyen okul idaresine, öğretmenlerine, Milli Eğitim müdürlüğüne teşekkürlerimi sunuyorum. Gerçekten görülmeye değer projeler hazırlamışlar.”ifadesinde bulundu.

 

İlçe Milli Eğitim müdürü İsmail Bilgiç’te açıklamasında, Eğitim öğretim döneminin sonlarına doğru yaklaşıldığı bu günlerde, tüm okulların 4006 Bilim Fuarlarını açara gezdiklerini, çok güzel projelerin yer aldığını söyledi. Bilgiç, “İlçe Milli Eğitim müdürü olarak tüm okul idarelerini ve öğretmenlerini, öğrencileriyle birlikte 4006 Bilim fuarlarında özverili olarak çalışıp, güzel projeler ortaya koydukları için teşekkürlerimi sunuyorum. Bu Fuarlara zaman zaman TUBİTAk temsilcileri de katıldı. Umarım yararlı projeleri değerlendirme fırsatımız olacaktır” dedi.

 

İlçe Milli Eğitim müdürü İsmail Bilgiç, Tubitak’ın 4006 Bilim fuarlarına okul başına 5 Bin TL destek sağladığı ve Ortaokul ve Liselerin tamamının TUBİTAK destekli bilim fuarlarını açtıklarını söyledi.

 

 

AHMET YILDIRIMA KİTAP FUARINDA YOĞUN İLGİ

Beypazarlı Yazar Ahmet Yıldırım, Beypazarı Efsaneleri’nden sonra, “Atasözleri ve Deyimleriyle Beypazarı Ağzı” adlı kitabıyla yeni yıla yeni kitabı ile  okur karşısına 11. Kitap Fuarında çıktı.

 

11, Kitap Fuarı’nda okuyucularıyla buluşan yazar Ahmet Yıldırım yoğun ilgi gördü. Fuarda imza günleriyle okuyucularına kitaplarını imzalayan Yıldırım’ın son kitabına da ilgi büyük oldu. Beypazarı Belediye Başkanı Tuncer Kaplan ve Beypazarı Kent Konseyi Başkanı Ali Pekmezcioğlu ve Yürütme Kurulundan oluşan gurup Yıldırım’ı ziyaret ederek yeni kitabı için hayırlı olsun temennisinde bulundular.

 

Yeni kitabı ile Ahmet Yıldırım’dan önce, değişik yazarlar tarafından kaleme alınan kitaplarla birlikte, doğrudan Beypazarı’nı konu edinen eser sayısı dokuz oldu.

 

Bir araştırma, inceleme ve derleme kitabı olan Atasözleri ve Deyimleriyle Beypazarı Ağzı, sekiz bölümden oluşuyor. İki yüz yirmi dört sayfa boyunca yerel ağzın özellikleri, türkü, mani, ninni, şiir ve Beypazarı Ağzı gülmecelerinden örneklerle sunulmuş okurlara. Kitap, atasözleri ve deyimlerin açıklamaları ve Beypazarı Ağzı Sözlüğü ile tamamlanmış.

 

 

OSMAN GAZİ ADLI ÇİZGİ ROMAN YENİ BASKISIYLA OKUR KARŞISINDA

Çocuk ve gençlik kitapları yazarı Ahmet Yıldırım’ın senaryosunu yazdığı, Özcan Eralp’in resimlediği “Osman Gazi” adlı çizgi roman okurla buluştu. İlk baskısı 1995’te Kültür Bakanlığı tarafından yapılan eser, 2016 sonunda kişisel yayın olarak raflarda yerini aldı.

 

 Kitap’ta 16x24cm boyutundaki kırk altı sayfa boyunca, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin yaşamı, Özcan Eralp’in çizgileri eşliğinde okura sunuluyor.

 

Eserde, Osman Gazi’nin rüyasından Bala Hatun’la evlenmesine; genç yaşta Bey seçilmesinden, topraklarını on altı bin kilometrekareye yükseltmesine; onun cesareti, mertliği, yiğitliği ve adaletinden güzel ahlakına kadar pek çok şey vurgulanıyor.

 

Ahmet Yıldırım’ın kalemiyle Özcan Eralp’in nefis çizgilerini buluşturan bu çizgi romanla, genç okurlara ve çocuklarımıza Osman Gazi Han’ın örnek hayatını yeniden yaşatılıyor.

 

        İletişim: Ahmet Yıldırım (Kişisel)

       ahmettyil@ttmail.com   /  0543 470 29 34

unnamed

 

BEYPAZARLI GENÇ SANATÇI İLHAN ŞEŞENLE SAHNEYE ÇIKTI

İlhan Şeşen’in Türkiye genelinde düzenlediği cover yarışmasında Beypazarı’lı genç sanatçı Alper Katı birinci oldu.

 

Yarışmacılar, Şeşen’in şarkılarını kendilerince yorumlayarak internet üzerinden yakalaşık iki ay boyunca videolarını gönderdi. Birinciye ödül olarak kendi kullandığı gitarlarından birisini vereceğini söyleyen Şeşen, herkesin kaydını dinleyerek 29 Ekim’de sonucu kendi Facebook adresinden duyurdu.

 

Ödülünü almak için İzmir’e konserine giden Alper Katı sahneye davet edilerek iki parça söylemesi istendi. Daha sonra konser bitiminde kuliste kendisiyle sohbet ederek ödülünü aldı.

 

Alper Katı, 1998 Beypazarı doğumlu Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Gitar Bölümü öğrencisi. ”Erken yaşlarda keşfedilen resim ve müziğe yönelik ilgim, henüz lisedeyken Beypazarı sınırlarından çıkmam gerektiğini gösteriyordu. Böylelikle Kırıkkale Güzel Sanatlar Lisesi’ni kazanarak müziğe akademik ilk adımımı atmış oldum. Kırıkkale’de aldığım dört yıllık müzik eğitiminin ardından Okul dışında özel ve kurumsal olarak gitar dersleri veriyorum, özellikle Beypazarı’nda müzik kültürünün gelişmesi adına canlı müzik gibi birtakım çalışmalar yapıyorum” diyerek kendini ifade eden genç sanatçıyı Suluhan Kafe ve Zerde Konakta dinleyebilirsiniz.
15135514_709555792530070_2000169342_n
15139239_709555599196756_1782836117_n
14516527_10209008867432396_9209457630151257582_n